Etiket: meslek seçimi

Gençlere Meslek Seçimi Neden Zor Gelir?

Çocukluk döneminde görülen ilk örnekler, duyulan ilk övgüler, kurulan ilk hayaller ile şekillenmeye başlayan “meslek seçimi” olgusu; “Büyüyünce ne olacaksın bakiim?” tarzı meraklı teyze ve amca soruları ile dillendirilmeye başlanır. Küçük bir çocuğun ağzından dökülen ilk sözler bazen beğeni ve takdir ile bazen de gülüşmeler ya da şaşkınlık ifadeleri ile karşılık bulur. Örneğin “Büyüyünce başbakan olacağım, doktor olacağım, öğretmen olacağım…” diyen çocuğa verilen tepki ile, “kamyon şoförü olacağım, çöpçü olacağım, şarkıcı olacağım, dansçı olacağım, palyaço olacağım…”diyen çocuğa verilen sözlü tepkiler, yüz ifadeleri hatta bakışlar farklı olur.
Mesleklerin arkasındaki değerlere baktığınızda aslında hepsinde “kendini insanlara nasıl ifade edeceğin ve başkalarına nasıl hizmet edeceğin” sorularının yanıtı saklıdır. Birilerine bir şey öğretmek, birilerinin hastalığını iyileştirmek, birilerinin bir yerden bir yere ulaşmasına yardım etmek, kendini şarkı söyleyerek, dans ederek ifade ederken bir yandan da insanların duygularına hitap etmek, onları eğlendirmek…vb. binlerce yanıtı vardır bu soruların. Çocukluk çağlarında tamamen ön yargısız, saf ve duru bir ifade ile ortaya konan meslek seçimleri, ergenlikle birlikte daha fazla süzgeçten geçmeye, daha farklı etkiler altında şekillenmeye başlar. Ailenin bakış açısı, maddi, manevi koşulları, toplumun mesleklere yüklediği anlamlar, verdiği değerler gençler için önemli bir referans oluşturmaya başlar.
Bir yandan kendi içsel yetenekleri, becerileri, istekleri oluşurken bir yandan dış koşullar ( ders başarısı, sınav puanları, sıralamalar, maddi imkanlar, ailenin, okulun, toplumun beklentileri..vb) gençlerin “seçme özgürlüğünü” kısıtlamaktadır. Çok fazla seçenek içinde, seçeneksiz kalmak günümüz gençliğinin belki de en büyük çıkmazıdır. “Moda olan” ya da ailenin gence “yakıştırdığı” mesleklerin içine girmeye çalışmak pek çok genç için, “içinde kendini rahat ve mutlu hissetmediği ancak başkalarına hoş görünmek ve onları mutlu etmek için katlandığı , ömür boyu katlanmaya çalışacağı bir durumdur.
Oysa meslek seçiminin tanımı; moda bir tabirle” kişinin kendine yakışanı kendisinin seçmesi”dir. Kendine “yakışan” demek; kişinin içinde kendisini rahat ve mutlu hissettiği, kendi ölçüleri ile uyumlu, güçlü ve güzel yanlarını ortaya çıkardığı, kendi gözünde ve dışarıdan bakıldığında “şık” görünen bir hal içinde olmak demektir.
Günümüzde giyim, yeme, içme, gezme, tatil, okuma, izleme vb. pek çok şeyin “moda”sı çok hızlı şekilde oluşmakta ve yine aynı hızla değişmekte. Seçeneklerin çoğalması ile birlikte artık yavaş yavaş herkes sadece “moda” olan şeyi körü körüne giymek ya da yapmak yerine bunlar içinden kendi zevkine en çok uyanı seçme özgürlüğünü kullanmakta.
Aynı durumun meslekler için de geçerli olduğu söylenebilir. Tarihi süreçte değişik dönemlerde değişik mesleklerin o günün gerekleri, ihtiyaçları, değerleri çerçevesinde ön plana çıktığını görebiliyoruz. Geçmişte var olmayan pek çok meslek ise günümüzde artık en üst sıralarda tercih edilmekte. Bazı meslekler ise tarihin ilk zamanlarından itibaren var olmuş ve olmaya devam edecek gibi görünmekte.
Seçeneklerin günden güne arttığı bu çağda”meslek seçimi” her zamankinden daha zor bir süreç olarak ortaya çıkmakta. Çocukluktan itibaren aile içinde ve okul çevresinde oluşmaya başlayan “meslekler” konusundaki farkındalık, bazen yaşanan önemli bir olay ya da karşılaşılan özel bir kişi ile farklı boyutlara da taşınabilmekte. Erken yaşlarda, yakın birinin önemli bir hastalığına şahit olduğu için doktor olmak isteyen ya da hayranı olduğu bir sanatçı nedeni ile oyuncu, müzisyen..vb olmaya karar verenler olduğu gibi, üniversiteyi bitirmek üzere olduğu halde hala mesleğini seçememiş, ne olmak istediğine karar verememiş olanların sayısı da hiç az değil.
Yakından bakıldığında, bu “karar veremememe” durumunun arka planında; kendini tam olarak tanımama, değerlerinin ve yeteneklerinin farkında olamama, aile içinde ya da toplumda bunlara değer verilmediği algısı, seçimlerinin onaylanmayacağı kaygısı, seçimlerine ulaşacak içsel güç ve motivasyonu bulamama sorunu dikkat çekmekte.
Eğitim sisteminin içindeki şartlandırmalar, yarışlar, sıralamalar, “önemli ders”, “önemsiz ders” ayrımını belirgin şekilde yapan yaklaşımlar gençlerin kendilerini bulma, tanıma, anlama dönemi olan ergenlik çağında daha da kafalarını karıştırmakta. Ergenlik döneminde olan her genç, her insan, tamamen kendisine özel yetenekler, beceriler ve değerlerle dolu “özel” ve “benzersiz”bir insan olduğunu fark ederek kendisine güven duyduğunda, kendi hikayesini kendi elleri ile ve kendi istediği şekilde yazması da daha kolay ve anlamlı hale gelmekte.
Çocuklarımızı, sistemlerin, sistemlere hizmet etmek üzere ürettiği “tek tip” insan serilerine kurban etmeden önce, onların “kendilerine özel yetenekleri, değerleri ve istekleri” olan birer birey olduğunu kabul ederek yola çıkmalarını sağlamak şart.

Gelecekte, değerleri ile uyumlu, seçimleri ile mutlu insanlar olmaları için, onları bu günden kendileri ile tanıştırmaya ne dersiniz?