SOSYAL MEDYA BİZİ ESİR Mİ ALDI?

Filed in:

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte öncelikle internet arkasından akıllı telefon ve sosyal medya kavramları hayatımızda çok önemli bir yer edindi. Hatta bu teknoloji ve bilişim devrimi insanlığın varlığını derinden sarstı.
Günümüzde internet ile bağı olmayan kişi sayısı yok denecek kadar azdır. Ülkenin en ücra köşelerine kadar götürülen dijital hizmetler insanlar üzerinde adeta bağımlılık yaratıyor. Öyle ki sanki yoklama alınıyormuş gibi her gün dijital dünyaya özellikle Facebook, Twitter, Instagram, Youtube, Whatsapp vb. Platformlara girmeye, içeriklere göz atmaya zorlanıyoruz farkında olmadan. Bu platformlar üzerinden arkadaşlarımız, dostlarımız, sevdiklerimizle iletişime geçiyoruz ancak dokunamıyoruz, koku alamıyoruz… Yalnızken sanki başkalarıyla birlikteymişiz gibi bir düşünceye, yanılgıya kapılıyoruz. Bunun sonucu olarak yalnızlığımızla ve gerçek yaşamla yüzleştiğimizde travmalar yaşıyor mutsuz hissediyoruz. Hem çocuklarda hem yetişkinlerde bu durum dışlanmışlık ve yalnızlık hissine kapılmamıza sebep olabiliyor. Özetle bize hükmediyor…
Tüm bunlar sosyal medyanın ve bilişim devriminin tamamıyla kötü bir şey olduğunu söylemiyor… Tek yapmamız gereken gerçek dünyanın ve gerçek yaşamımızın farkında olmak ve dijital dünyanın yaşamımızı, hedeflerimizi, aile içi iletişimimizi, başarımızı ve mutluluğumuzu olumsuz etkilememesini sağlamak… Bunun için farkındalık kazanmalı ve farkında kalarak yaşamalıyız. Böyle yaşamayı başarabildiğimizde hem yeni çağın sunduğu nimetlerden yararlanmış oluruz hem de dijital yaşamın olumsuzluklarından kendimizi koruruz. Bu, ailelerin ya da iş yerinde yöneticilerin yasaklaması ile gerçekleşecek bir durum değildir. Bütün iş bireylerde farkındalık oluşması. Farkındalık kendi kendine oluşamıyorsa en etkili ve en kestirme yol günümüz mesleklerinden olan koçluktan faydalanmak.
Bu konuda daha önce yaptığım seanslardan çok sayıda örnek mevcut. Mesela fen lisesi öğrencisi bir danışanım, Kaan. Sosyal medyayı kontrolsüz bir şekilde kullanıp zamanının çoğunu orada geçirdiği için ailesi tarafından sürekli bu konuda eleştirilmiş. Birkaç seans koçluktan sonra Kaan farkındalık yaşadı ve tamamen kendi isteği ve kararı ile ailesine sosyal medya hesaplarını 6 ay süre ile kapattığını söyledi. Ailesinin Kaan’ın bu kararına tepkisini tahmin edebilirsiniz, şaşırma ve mutluluk…
Bir başka danışanım 10. sınıf öğrencisi Tuna. Tuna aldığı koçluk sonrasında günün 5 saatini oyun ve diğer platformlarda geçirdiğinin, çok zaman harcadığının farkına vardı ve günlük 2 saat ile kendini sınırladı.
Yine biri avukat ve diğeri eski banka müdürü olan 2 danışanım sosyal medyada çok zaman harcadıklarının farkına varıp kendilerini 30–45 dk ile sınırlandırdılar.
Bir başka danışanım ise uzun süre sosyal medyadaki grubundan dışlanmayı göze alamadı…
Tekrar ifade etmek gerekirse sosyal medya kesinlikle olumsuz, kötü ve zarar verici bir gelişme değil. Ancak biz onlara değil onlar bize hükmettiğinde bizi esir aldığı ve hayatımızı olumsuz etkilediği de su götürmez bir gerçek. Bu nedenle büyük bir farkındalık ile yaşamamız gerekiyor. Tam bu noktada koçluk bireylere bu sorunun çözümünü sunuyor. Koçluk alan bireylerde farkındalık oluşup sosyal medyanın esiri olmadan yaşayabiliyorlar.

Leave a Reply